14 Aralık 2015 Pazartesi

Issız

Issız bir parkta sallanırken insan, gökyüzüne dokunacağını düşünür bazen
sonsuz mavinin derinliklerinde kaybolup gideceğini hayal eder
düşler kurar, mutluluğa dair içinden şarkılar söyler biraz hüzünlü biraz
melankolik birazda aşk kokan  hızlanır git gide sallanışlar düşündükçe
hızlanır hızlandıkça düşünür, sonra birden ya kopar ipleri salıncağın tüm
düşler suratına yapışır insanın ya da durur salıncak, düşlerde durur
mavilikler siyah olur ansızın mutluluk hüzün. Hüzünler acı şarkılar
birer feryat olur duyan olmaz salıncağın ardında kimse kalmamıştır
sallayan ayaklarındaki ayakkabıların rengine bile takılır o an kimsesi kalmayanların sessiz uğraşı olur renkli ayaklar, ayakkabılar ve o an karanlık çöker başta parka sonra tüm şehre ve sen
siyah görürsün her şeyi konuşmak istersin konuşamazsın konuşursun anlayan olmaz
yine susarsın düşüncelerindeki renkleri de alır gidersin.  Sonra herkes toplanır başına gözlerinde alaycı gülümsemeler.
Nefret edersin insanlardan kaçarsın bilmediğin bir yere yerde gözünden
akan yaşların izleri basmadan üzerine koşarsın koşarsın bir
uçurum çıkar karşına. Durup kalırsın bir süre. Sonra bakarsın ardına.
Herkes arkanda. Atla atla diye tempo tutarken görürsün dostlarını ve
gülümsersin son bir defa ayakkabılarını da bir kenara bırakır atarsın kendini boşluğa rüzgar da savrulur,
sallanırsın. Salıncakta olmasan da son kez sallanmış olursun yine…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder